18 Ağustos 2012 Cumartesi

Louis Vuitton Men İftiharla Sunar...

Yaz mevsimini yavaş yavaş uğurlarken, markaların önümüzdeki yazın habercisi olan "pre spring summer" koleksiyonları da bir bir görücüye çıkıyor. O markalardan biri de Louis Vuitton. 2013 Pre S/S için soft ve doğal tonlarda hazırladığı koleksiyonu ile bizi 196o'ların 70'lerin şıklığına götürüyor. Koleksiyonda son 2 yıldır trend olan paça boyları kısa pantolonlar ve slim fit, vücuda oturan blazerlar ön planda.  Bu parçalar bu yaz itibariyle tekrar aramıza katılan "kolej" ayakkabılarıyla tamamlanmış. Louis Vuitton'un efsaneleşen bavullarına Louis Vuitton Men koleksiyonlarının tasarımcısı Kim Jones tarafından getirilen yenilikçi ve modern çizgi ile birlikte bu yaz Louis Vuitton "simple is beautiful" mottosunun sınırlarını zorlayacak!










13 Ağustos 2012 Pazartesi

Walk Walk Fashion Baby!



DAVID BOWIE - FASHION (GARETH CHESHIRE FUGGEDIT) by Gareth Cheshire

Londra Olimpiyatları kapanış seremonisinde moda anlamında unutulmaz bir kare, bir sahne. Ünlü topmodeller bir arada!Soldan itibaren Lily Cole, Stella Tennant,Karen Elson,Kate Moss, Naomi Campbell,Lily Donaldson( Naomi Campbell'ın arkasında), Georgia May Jagger,Jourdan Dunn ve David Gandy.

Moda Olimpiyatları

Bir olimpiyat daha sona erdi ama akıllar hep ünlü tasarımcıların hazırladığı sporcuların formalarında kaldı. Adeta bir tasarım olimpiyatlarına da dönüşen olimpiyatlarda birbirinden ünlü markalar, birbirinden ünlü tasarımcılar tasarımları ile yarıştı. İşte olimpiyatlarda akılda kalanlar:

Salvatore Ferragamo-San Morino




Ralph Lauren-Amerika




Puma-Jamaica


Stella Mccartney-Büyük Britanya




Hermes-Fransa

Fransız binicilik takımının formaları Hermes’e ait.




Prada-İtalya

İtalyan yelken takımının formaları ise Prada’ya ait.



Armani, İtalyan Olimpik takımının spor malzemeleri ve açılış gecesinde giyecekleri tüm kıyafetleri tasarladı.










12 Ağustos 2012 Pazar

İyi Pazarlar!

Perdelerin rüzgarla havalandığı, hafif hafif sonbahar serinliğini hissettiğimiz şu günlerde,  yeni keşfettiğim Young Magic'den geliyor pazarın şarkısı. Sparkly.


7 Ağustos 2012 Salı

Midilli Günlüğü: Molyvos ve Mantamados

Midilli Yunanistan'ın uzo merkezi. İlk uzolar burada üretilmiş. Uzo merkezi adanın güneyi Plomari bölgesi. 
Varvagianni ilk markalardan, uzonun öncülerinden. 

Midilli'deki uzonun diğer adalara göre farklılığı nedir diye sorarsanız tek kelime ile farkı. Midilli'nin "saf suyu". Bu su uzonun tadını bambaşka hale getirmiş gerçekten. Tatlı bir etki bırakıyor ağızda. Varvagianni uzolarını tadımladıktan sonra bir de imalat yeri olan ana merkezine Varvagianni 'nin fabrikasına gittim. Fabrikanın içerisinde bir müze de bulunuyor. 






Varvagianni uzolarının geçmişini anlatan bir müze. Hatıra olarak bir uzo alın mutlaka hem de gümrükteki fiyatlardan daha ucuz.

Molyvos ve Petra

Adanın yazlık merkezleri ise Molyvos ve Petra. Yani Türkiye'nin Bodrum'u nasılsa Molyvos  ve Petra da öyle.





Adanın eğlence bölgesi burası. Molyvos'un atmosferi ise çok büyüleyici. Molyvos kalesi etrafına konuşlanmış evleri adeta Assos'taki evleri andırıyor. Panjurları ve kullanılan taşlar ile tıpatıp benzeri. 



Zaten adanın Türkiye ile en yakın bölümü de Assos (Behramkale). Molyvos'tan deniz uzaklığı sadece 10 km. Molyvos'ta yapılacak en güzel şey çarşısını dolaşmak, Molyvos'un ara sokaklarını keşfetmek ve denize girmek. 



Çarşısında tasarım ürünler oldukça fazla. Çarşıdan alacaklar listenize deri sandalet, tasarım takılar ve Midilli hatırası küçük objeleri eklemeyi unutmayın. 






Petra'da bir sokaktan görünüm.

Bu arada denizden çıktıktan sonra Yunanistan’ın milli içeceği uzodan sonra yeni milli içeceği haline dönüşen “frappe” içmeyi de unutmayın. 



Sıcak havalarda adada frappe tüketimi artıyor. Yaşlısı genci herkes frappe içiyor.

Mantamados 




Midilli’de Hristiyan alemi için yarı hacı olunan, Hristiyanlar için kutsal yerlerin başında Mantamados'daki Taksiyaris kilisesi geliyor.



Kiliseye varmadan önce rehberimiz bu kilise ile ilgili bir hikaye anlattı. Oldukça ilginç. Bu kilise yapılan adaklar dolayısıyla oldukça zengin. Hatta kendi paralarının ne kadar olduğunu bile bilmeyen bir kilise. Bu zenginlikten dolayı yıllar içinde sürekli Arap korsanlar tarafından yağmalanmış, işgal edilmiş. Arap istilacıların yoğun olduğu dönemde bir ayin sırasında Arap korsanlar kilise ayin sonrasında saldırmak için bahçesinde gizlenir. Ayin sırasında rahiplerden biri kilisenin çan kulesine çıkar. Çıktığında ise yukarıdan Arap korsanları görür. Bu sırada onlar da içeriye sızmaya başlamışlardır. Bu sırada yardıma gitmek için koşar adım iner rahip. Fakat korkunç bir manzara ile karşılaşır. Bütün rahipler öldürülmüş, kan toprakla bütünleşmiştir. Bu manzara karşısında rahip bayılır ve rüyasında bir melek ona şöyle der: Bu kanlı topraktan bir heykel yap, ve bunu kiliseye koy. Rahip ayıldığında heykeli yapar. Gerçekten de bir çok testten geçen toprağın, içerisinde kan olduğu doğrulanmıştır. Bu ilginç olaydan sonra kiliseye girdiğimde ise hayli etkilendim. Hikayedeki kanlı topraktan yapılmış heykeli görebilirsiniz. Bu kilisede dilekleri kabul olan çok insan var. Hastalığını yenenler, çocukları olmayan çiftlerin çocuklarının olduğu, kısacası dileklerin kabul gördüğü ender kiliselerden biri.



Kilisenin bahçesi oldukça yeşillik. Bahçede Çam ağaçları altında kilisenin kafesinde bir masaya kuruldum. Kilisede mutlaka tadılması gereken lezzetlerden ballı yoğurt ve lokmadan aldım. 




Lokma tıpkı bizim Türkiye’de yaptığımız tarzda. Fakat adada üzerine fındık kırığı ekleniyor üzerine. Ballı yoğurt ise ekşiyle tatlıyı karıştırmayı sevenler için güzel bir lezzet. Sıcak havada iyi gidiyor.

Agiasos

Adanın bir diğer cennet köşesi ise Agiasos. Agiasos zenginlik ve doğal güzellik bakımından adanın İsviçresi.




Köy bir dağın yamacında saklı. Arnavut kaldırımı sokakları tek tek arşınlayarak köyün merkezine ulaşılıyor. 



Köye ilk girişteki ilk izlenim: Mutlu ve  kahkalar atan Agiasoslular ve tatlı,muhabbetsever teyzeler-amcalar. Rehberimizin anlatımlarına göre Agiasos’ta adadan farklı bir lehçede Yunanca konuşuluyormuş. 1923 yılındaki mübadele öncesi Türklerin yoğunluğundan dolayı bu dilde ç ve ş harfini de duyabilirsiniz. Agiassos’a ilk girdiğinizde “merhaba kardeş” diye selamlayan insanlarla sıkça karşılaşabilirsiniz. Agiasos’da mutlaka tadılması gereken lezzetlerden biri organik vişne suyu. Vişne suyunu mutlaka köyün meydanına konuşlanmış tarihi kahvede içmeli!








  

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Midilli Günlüğü

saat 09:00 Teknenin hareket saati. Tekne yavaş yavaş motorlarını çalıştırmaya başlyor. Güzel bir Ayvalık sabahında çarşaf gibi bir deniz, eski taş Ayvalık evleri ve Ayvalığın eşssiz güzellikteki evlerine selam göndererek rotamızı Midilli'ye doğru çeviriyoruz... 




Midilli-Ayvalık arası 1.5 saat. Ayvalık'tan sabah 09:00 akşam ise 19:00'da kalkan teknelerle Midilli'ye gidebilirsiniz. Gitmeden önce hakkında hiçbir şey bilmediğim, gittiğimde ise engin bir tarihle ve yaşanmışlıkla karşılaştığım Midilli'ye hayran kaldım. Daha önceleri Mübadele hikayelerini, oradaki insan hikayelerini çok dinlemişliğim vardır.. Ancak insan oraya gittiğinde, o atmosferi yaşadığında daha farklı oluyormuş, daha iyi anlıyormuş...




Uzaktan Ayvalık adası göz kırpmaya başlıyor. İlk olarak bizi eskiden beri "yıkılmaz" olarak bilinen heybetli Midilli kalesi karşılıyor. Midilli kalesi eski dönemlerde sıkça korsanlar tarafından kuşatılmış,  fethedilmeye çalışılmış.. Motorun hızının da yavaş yavaş kesildiği sıralarda kalenin arka kısmında kocaman bir liman beliriyor...
Dalga kıranların arasından süzülüyoruz ana limana. İlk izlenim: tipik Yunan mimarisi, beyaz ve mavinin belirgin olduğu bir Grek hava... Limana ilk girer girmez ise Ayios Therapondas Kilisesi tüm ihtişamıyla karşılıyor. Kiliseyi çevrelemiş, sıra sıra dizilmiş evleri ile tipik bir Yunan adası Midilli.






Midilli'de kışları 85.000 kişi yaşıyormuş. İlk duyduğumda çok şaşırdım. Bu küçücük adada ne kadar çok kişi yaşıyor diye. Bu sayı yazın 3 katına çıkıyormuş.


Adaya ulaştığımızda hava sıcak mı sıcak. Adada en çok kullanılan ulaşım aracı olan  motorların sesini cır cır(ağustos böcekelri) böcekleri bastırıyor. Bu arada adada herkes motor kullanıyor. Hem pratik hem de ada şartlarına uygun gerçekten. Hatta geceleri insanlar şık şık giyinip motorlarla gece eğlenmeye gidiyorlar. Yani bir rahatlık, bir "cooluk" hakim.


Yunanlıların rahatlıkları bilinir. Her zaman duymuşuzdur "siesta" saatlerini. Ama adada fazlasıyla siesta yapıyor mağaza sahipleri, çarşıdaki dükkanlar. O yüzden gittiğinizde 2 ile 5 saatleri arasında alışverişe çıkmayın derim. Tüm çarşı ahalisi ya uykuya ya da denize gidiyor. Ben çarşının kapanmasına 1 saat kala yakalayabildim. Bu kısa dilim içinde de bu fotoğrafları çektim. 





Çarşının içerisinde birden çok antika dükkanı var. Bu da onlardan birinin vitrini.



Siz de bu saatlerde kendinize güzel bir öğle yemeği ziyafeti çekebilirsiniz. Midilli, adalar tavernaları ile ünlüdür. Ama öyle taverna deyince çalgılı çengili bir şey beklemeyin çünkü restoranların genel adı bu burada. Biz ilk gün Midilli'nin eski liman bölgesinde bir tavernaya oturduk. Şirin mi şirin küçücük bir mekan.  



Yunanlıların o rahatlığı "pinekleme ruh hali" hemen size geçiyor. Size önerebileceğim lezzetlerden ilki grek salata. 


Üzerine kocaman bir beyaz peynirle ikram edilen domates, soğan, yeşillikten oluşan bu salata fazla iştah açıcı. Üzerine de  Midilli'nin zeytinyağı oh mis gibi! Yazarken bile ağzım sulandı :) Bu arada hemen bir dipnot aktarayım adada 12.5 milyon zeytin ağacı bulunuyor. Varın siz düşünün buradan çıkan zeytinyağını ve lezzetini.) Ufak atıştırmalık olarak kabak çiçeği dolması, domates dolması ve ahtapot ısrarla tavsiye edilir. Yanında da elbette ki adanın meşhuuur uzosu Barbiyannis. 


Adada mutlaka uğramanız gereken yerlerden beri 1880'li yıllardan kalma Türk kahvesi Ermiş. 






Burada Grek kahvelerinizin yanında ada usülü irmik helvasını mutlaka tatmalısınız. Soğuk irmik helvası, içerisi üzümlü bir şekilde servis ediliyor. 

Şimdilik Midilli'den ilk izlenimler böyle. Bir diğer Midilli günlüğünde size Barbiyannis Uzo Fabrikasını, Molyvos'u ve Petra'yı anlatacağım. Beklemede kalın!