11 Aralık 2012 Salı

RETROStyleZOOM: Türkan Şoray


Yeşilçam Sokağı'na hayli mütevazı bir kıyafetle gelen Türkan Şoray, bugün film başına 30-40 bin lira alan bir yıldızdır ve zengin sayılacak bir gardıroba, çeşitli elbiselere sahiptir.
"RetroStyleZoom" bölümünde şimdiki konuğumuz Türkan Şoray... Sultan, 1966'da Ses Dergisi'ne giyim zevkini ve moda anlayışını özetlemiş...


Türkan Şoray'ın gardırobu, iki yıldır kaldığı Levent Sümbül Sokak 47 sayılı evinde... Burada Rüçhan Adlı'nın yardımıyla yeni model elbiselerinin resimlerini çektik. Türkan Şoray, saat 2'de kuaförden gelmişti. Yukarı kata çıkıp giyiniyor, fotoğrafları aşağıdaki salonda çektiriyordu. Bozulan saçlarını kendi tarağı ile düzeltecek kadar saç tarama bilgisine sahip. 


(Yukarıdaki fotoğraf: Ayfer Butik'ten 2.000 liraya satın alınmış hazır bir rop. Tamamen püsedir. Avrupa krep damurdan yapılmıştır. Göğüs altı ve yaka çevresi yapma papatya ile süslü olan sarı ile fıstıki arası renkteki bu elbisenin iki eteği vardır, içindeki dar etek de aynı kumaştandır. Türkan Şoray, bu elbiseyi gardrobunu dolduran bütün roplardan daha çok sever. Hiç buruşmayan ve bozulmayan pileler, ütü derdini ortadan kaldırmaktadır. Elbisenin sarı rengi, siyah saçlı hanımlar için tercih sebebi olabilir.)

Genel olarak hazır elbise almayı seven Türkan Şoray, "Ismarlama elbise yaptıracak kadar vaktim yok. Onun için konfeksiyon veya tanınmış modaevlerinin hazır modellerini satın alıyorum. Aynı modaevinden giyinmek gibi bir adetim yok. Her yeri gezerim, hangisini beğenirsem onu alırım. Ama müşterisi olduğum birkaç modaevi var tabii. Filmlerde canlandırdığım rollerden dolayı gardrobumda daha çok 'abiye' elbiseler bulunur. En sevdiğim aksesuar ise küpedir. Gerdanlıktan hiç hoşlanmam ve takmam" diyor.
Türkan kamera karşısında olmadığı zamanlar sade ve spor kıyafetlerden hoşlanıyor. Evine gittiğimiz zaman üzerinde yeşil-siyah kareli basit jarse bir elbise vardı.


(Yukarıdaki fotoğraf: Türkan Şoray'ın, Faize-Sevim Modaevi'nden 2.500 liraya satın aldığı çift etekli pembe tuvaletin iç eteği saten düşes üzerine Avrupa krep ile duble edilmiştir. Elbisenin üst kısmı rafya üzerine pembe, gri, beyaz boncuk ve aynı renklerde payet işlemelidir. Pabuçları da aynı kumaştan yapılmıştır.)

"En sevdiğiniz renk hangisidir?"sorusuna, "Hepsini severim, renklerin çirkini olmaz" diye cevap verdi. 
Türkan Şoray'ın gardrobunda ne kadar elbise olduğunu göremedik. Çünkü evin alt kattaki salonundaydık ve Türkan yukarı çıkıp giyiniyor, sonra aşağı iniyordu. 


Güzel gözlü yıldız, "Moda mecmualarını karıştırmayı severim, fakat onlara bakıp elbise yaptırmam. Bir elbise alırken önce bana yakışıp yakışmadığına, sonra filmlerde nerede giyebileceğime bakarım. Bazen fakir kız rolleri vardır, onlar için de hazır basma entariler, başörtüleri alırım. Kullandıktan sonra fakirlere dağıtırım. Giyinmek bir kadın için muhakkak ki büyük zevk... Yalnız, unutmamalı ki hayat sadece giyinmekten ibaret değildir" diyerek giyim konusundaki fikirlerini özetledi.

9 Aralık 2012 Pazar

İyi Pazarlar!

Bu pazar kapalı, yağmurlu bir İzmir sabahından sesleniyorum sizlere. Modumuz da, ruhumuz da böyle gri, bulutlu olunca pazarın şarkısı da hemen belli oluyor aslında. Bu havada ne dinlenir? sorusunun cevabı hemen müzik arşivimin derinliklerinden geliyor. İşte bu! Pazarın şarkısı Politics'den geliyor. Fuel For The Flame. Herkese iyi pazarlar!


7 Aralık 2012 Cuma

ModelZOOM: Çağla Zoralioğlu

Çağla yeni modellerden. Genç yaşının tezatlığına karşın podyumdaki tecrübesi çok.  Onu en son Ekim ayında İstanbul Fashion Week'de Zeynep Tosun ve Erol Albayrak defilelerinde yürürken izledik. Çağla, modellik alanında çok azimli ve çalışkan. Bu alanda yapmak istediklerini bir bir sıralıyor büyük bir kararlılık ve ileri görüşlülükle. 
Çağlayla Nişantaşı'nda buluştuk ve modellik üzerine konuştuk. Modellik üzerine o kadar çok "off the record" muhabbetler döndü ki.. Ama buradakiler sadece kayda geçenler, ses kayıt cihazına takılanlar... 




Bu fotoğraflar da podyumdaki Çağla'dan.



6 Aralık 2012 Perşembe

RADAR: Butik Kitapçı “Assouline”

İlk kez Ece Sükan’ın N Moda programında gördüğüm ve daha sonra büyük bir merakla gittiğim Assouline'i anlatacağım bu postda. Bundan 1 yıl önce keşfettiğim ve hala büyük bir zevkle gezdiğim Assouline'den. Merkezi Paris’te bulunan, adını ise kurucuları Prosper ve Martine Assouline’den alan Assouline, beni farklı dünyalara götürüyor. İçerisinde modadan, sanata, fotoğraftan, gezi kitaplarına kadar birbirinden “cool” kitaplar saklayan bir cennet burası. Özellikle Assouline life-style alanında kitap çeşitliliği dolayısıyla benim uğrak mekanlarımdan. Kitapçıları gezmeyi sevmiyor olsanız bile Assouline’e uğrayın derim. Çünkü Assouline “vizyonu genişletir, kültürü geliştirir!” bir yer. 





4 Aralık 2012 Salı

Hayalet USBler


Birbirinden farklı ve eğlenceli teknolojik gelişmelerle karşınızdayız efendim. Bu bölümde size Hayalet USB’leri tanıtacağız. Hayalet mi? dediğinizi duyar gibiyim. Evet, evet yanlış duymadınız. Hayalet USBler. Şimdi sizlere kimmiş bu Hayalet USBler biraz tanıtalım. Brando'nun piyasaya sürdüğü Pac-Man'e benzeyen bu şirin ve bir o kadar da kullanışlı şey 85 cm uzunluğundaki USB kablosu ile karanlık olduğunda renk renk ışıklarıyla çevresini aydınlatıyor.


Hem USB özelliği hem de karanlık olduğunda aydınlatma özelliği ile son derece kullanışlı. Şimdilik sadece hayalet görünümlüler, ancak ilerleyen yıllarda marka USB’lere farklı fonksiyonlar katacak. Mesela hayalet sesi gibi.  Hayalet sesi ile daha da gerçekçi bir tasarım olacak USB Ghost Light. Bakalım ileride bizi daha ne gibi özellikleri ile şaşırtacak.

2 Aralık 2012 Pazar

İyi Pazarlar!

Bu pazar nostalji rüzgarları estiriyoruz . Bundan 22 sene öncesine, yani 1990 yılına ışınlanıyoruz. Orda ise bizi Depeche Mode bekliyor. Hem de Enjoy The Silence şarkısı ile. Klibiyle, müziğiyle bambaşka olan, gönüllerde taht kuran  bu efsane şarkı bu pazarın şarkısı oluyor.
Herkese iyi pazarlar!



1 Aralık 2012 Cumartesi

Vintage/RetroSHOP: Fashion@Eye

Fashion@Eye, Karaköy'de bir vintage gözlük cenneti. Dükkanda her model optik ve güneş gözlüğü var. Dükkana bir girdiniz mi çıkamıyorsunuz. Saatlerce gözlüklerin dünyasına dalıp gidiyorsunuz. Keza ben de öyle yaptım. Bir yandan da Hakan San'dan gözlüklerin hikayesini dinledim.


 Hakan San baba mesleğini sürdürenlerden. Babası eski gözlükçülerden. San’ın da merakı burdan geliyor. İşe ilk olarak babasının gözlük koleksiyonuyla başlıyor ve Fashion@Eye adında markasını kuruyor. Bu meslek ona babadan yadigar. Hatta annesinden. Çünkü annesi ilk kadın gözlükçülerden.




 San’ın mağazası son yılların gözdesi haline gelen Karaköy’de, Fransız Geçidi’nde. Fashion@Eye markasıyla hizmet veren San, bu işe tutkuyla bağlı isimlerden. O kadar tutkulu ki müşterilerine her defasında gözlüklerin tarihçesinden, hikayelerini anlatmaktan da sıkılmıyor.


Mağazanın müşterileri arasında çok ünlü isimler de var, ünsüz isimler de… Her telden insan uğruyor mağazasına. Ünlü müşterileri arasında ise başı Okan Bayülgen çekiyor. “Okan Bayülgen gözlük konusunda çok seçici ve bu işi biliyor” diyor. “Okan Bayülgen, dükkanıma her daim uğrar, yeni gelen modelleri inceler.” diyerek de kadim müşterilerinden biri olduğunun altını çiziyor. Elbette ki moda dünyasından isimler de burayı keşfetmiş. Moda dünyasından pek çok isim buraya sık sık uğrar olmuş. Onlardan biri de Ahu Yağtu. Vintage’a merakı ile bilinen ve AU Vintage adıyla bir sitesi olan Yağtu’nun da yakın arkadaşı Hakan San.   


San; eski gözlüklerin çok iyi kalitede üretildiğini söylüyor ve ekliyor: “Günümüz gözlükleri ile vintage gözlükler karşılaştırıldığında vintage gözlükler el yapımı, ticari kaygıdan uzak üretilmiş ve inanılmaz renk çeşitliliği ile müşterilerin hizmetine sunulmuş. Markalar modadan bağımsız olarak modellerini oluşturmuşlar. Ancak günümüzde durum böyle değil ne yazık ki. Bugünkü gözlükler modanın etkisi altında kalıyor.” 


Fashion@Eye'ın bir de blogu var. Eğer takip etmek isterseniz. http://fashionateye.blogspot.com/