Herkese iyi pazarlar! Uzun zamandan bu yana bir şarkı beni bu kadar etkilememişti. Özellikle introdan sonra giren kemanların sizi alıp götürdüğü bölüm. Hangi şarkı olduğunu söylemeden başladım söze. Hemen paylaşayım. Lykke Li'nin film gibi klibi-soundtrack gibi yeni şarkısı I Never Learn, bu pazarın şarkısı. 5 Mayıs'ta çıkaracağı yeni albümden şarkılarını teaser tadında ardı ardına sıralayan Lykke Li'den, bir I Follow Rivers daha çıkar mı? Çıkar!
9 Mart 2014 Pazar
6 Mart 2014 Perşembe
Jukebox- Süheyl's Playlist
Jukebox'ın yeni konuğu Süheyl Gür. 2013 yılına girerken Gusto bölümünün de konuğuydu Süheyl hatırlarsanız. Süheyl bir müzik adamı. Abisi Sertan Gür'le kurdukları elektronik müzik grubu Audio Kombat, kendi yaptıkları meslekleri dışındaki oyun alanları. Müzik onlar için bir tutku. Onların canlı performanslarını izlemek içinse Eskişehir'e yolunuzu düşürmeniz gerek -konserlerini 2 kere izlemiş birisi olarak söyleyebilirim ki "canlı performansları mutlaka görülmeli" - Yolu Eskişehir'e düşemeyenler içinse küçük bir kuple sunalım Audio Kombat müziğinden. İlk konserlerinden performans videosu sayfanın sonunda-Süheyl'in Jukebox için çalacağı parçalar ise hemen aşağıda.
Jukebox için çalacağın 3 parça*
Jukebox için çalacağın 3 parça*
Playlistindeki favori 5 parçan*
Yeni keşfettiğin isimler/müzikler var mı bizle paylaşabileceğin*
(Uzar gider…)
"Mutlaka dinlemeli" dediğin bir albüm var mı*
Sert ve yumuşak şarkıların bir arada olabileceğini kanıtlayan, çocukluğumda dinlemiş olduğum ve müzik hayatıma yön vermiş yegane duble albümlerden biridir. Halen arada açar, geçmişe bir yolculuk yaparım.
Önümüzdeki aylarda “kaçırılmayacaklar" listene eklediğin bir konser/etkinlik var mı*
Şu anda etkinlikleri hiç takip edemiyorum, ama yazın birkaç festivale giderim, muhtemelen. Hele bir de çalarsak tadından yenmez.
12 Şubat 2014 Çarşamba
Walk Walk Fashion Baby!
Runway-Defile müzikleri ayrı bir mecra. Markalar defile stylinginin bütününde bulunan müzik konusuna çok önem veriyorlar.Sadece runway müzikleri için işbirlikleri yapılan özel djler-sanatçılar var. Ki insanları en çabuk etkileyen şeylerden biri de müzik.
Podyumlarda duyduğum müzikler de beni o kadar çok etkiliyor ki... Hele koleksiyonların ruhuyla bütünleşince. Tam anlamıyla bomba etkisi!
Ben de dedim ki podyumlardan yükselen sese kulak vereyim. İlk postda da Londra'da başlayıp Paris'te noktalanan erkek moda haftalarındaki podyumlardan yükselen seslere kulak verdim-markalar koleksiyonlarında hangi şarkıyı kullanmış araştırdım-yazdım.
PARIS
Podyumlarda duyduğum müzikler de beni o kadar çok etkiliyor ki... Hele koleksiyonların ruhuyla bütünleşince. Tam anlamıyla bomba etkisi!
Ben de dedim ki podyumlardan yükselen sese kulak vereyim. İlk postda da Londra'da başlayıp Paris'te noktalanan erkek moda haftalarındaki podyumlardan yükselen seslere kulak verdim-markalar koleksiyonlarında hangi şarkıyı kullanmış araştırdım-yazdım.
PARIS
Hermes 2014-2015 Sonbahar-Kış
Müzik: Darkside-Golden Arrow
Louis Vuitton 2014-2015 Sonbahar-Kış
Müzik: M.F.S.B. And The Salsoul Orchestra - Love Break Is The Message (AfromanDisco Mix) DISCO/MIX
Müzik: Darkside-Golden Arrow
Dark Side'ın hayli "cool" hayli "spiritüel" parçası Golden Arrow ile siyah rengin ve asi tavrın başrolde olduğu Hermes 2014 Sonbahar-Kış koleksiyonundaki parçalar mükemmel bir uyum içindeydi.
Louis Vuitton 2014-2015 Sonbahar-Kış
Müzik: M.F.S.B. And The Salsoul Orchestra - Love Break Is The Message (AfromanDisco Mix) DISCO/MIX
Jazz, soul, disco tınılarının harmanlandığı Salsoul Orchestra'nın Afroman Disco Mix editli Love Break Is The Message parçasıyla koleksiyona ayrıca şık ve elegan bir hava katmış.
Valentino 2014-15 Sonbahar-Kış
Müzik: Ryuichi Sakamoto-Before Long
Twin Shadow-With or Without You
NYC:73-78 philip Glass&Beck Mix
The Sheltering Sky Theme Ryuichi Sakamoto
Kapanış Twin Shadow-With or Without You
Valentino, defilenin mekan seçiminden koleksiyonun ruhuna mükemmel seçimler yapan nadir modaevlerinden. Bu defile müziğinde de böyle. Müzik, koleksiyonun ruhuyla o kadar çok bütünleşmişti ki... Defilede modellere eşlik eden müziklerden ikisi Ryuichi Sakamoto'ya aitti. Sakamoto'nun Before Long parçasıyla açılış yapılan defilede duyulan diğer parçalar ise Twin Shadow'dan Without You, Philip Galss'ın Beck editli parçası 73-78 ve yine Ryuichi Sakamoto'dan The Sheltering Sky Theme.
Valentino, defilenin mekan seçiminden koleksiyonun ruhuna mükemmel seçimler yapan nadir modaevlerinden. Bu defile müziğinde de böyle. Müzik, koleksiyonun ruhuyla o kadar çok bütünleşmişti ki... Defilede modellere eşlik eden müziklerden ikisi Ryuichi Sakamoto'ya aitti. Sakamoto'nun Before Long parçasıyla açılış yapılan defilede duyulan diğer parçalar ise Twin Shadow'dan Without You, Philip Galss'ın Beck editli parçası 73-78 ve yine Ryuichi Sakamoto'dan The Sheltering Sky Theme.
MILAN
MSMG 2014-15 Sonbahar Kış
Müzik:Vampire Weekend-Ya Hey
Müzik:Vampire Weekend-Ya Hey
Vampire Weekend-Don't Lie
Hugues Le Bars-Communicare
Tüm defileler içerisinde favori runway müziğim MSMG'nin runway müziğiydi. Koleksiyonun genç ve asi duruşuna Vampire Weekend iyi seçim. Aradaki geçişlere ise diyecek yok. Tek kelimeyle mükemmel!
Keyifle dinleyiniz-izleyiniz.
Tüm defileler içerisinde favori runway müziğim MSMG'nin runway müziğiydi. Koleksiyonun genç ve asi duruşuna Vampire Weekend iyi seçim. Aradaki geçişlere ise diyecek yok. Tek kelimeyle mükemmel!
Keyifle dinleyiniz-izleyiniz.
9 Şubat 2014 Pazar
İy Pazarlar!
Yağmurlu, mis gibi toprak kokan bir pazar gününden herkese merhaba! Uzun zaman oldu -İyi Pazarlar- şarkısı paylaşmayalı. Bu uzun aradan sonra yağmur sonrası toprak gibi kokan - pazar gününün sakinliğine yakışır bir şarkıyla karşınızdayım. Pazar'ın şarkısı huzur veren sesi ile Emily King'den geliyor. Distance.
Herkese keyifli pazarlar!
8 Şubat 2014 Cumartesi
1 Şehir 1 İnsan: Antwerp
Benim de çokça merak ettiğim, ismi sürekli modayla anılan Antwerp de sıra. Antwerp'i bize gezdirecek rehberimiz ise Büşra Ulu. Büşra, Erasmus programıyla gittiği Antwerp'de keşif turlarına çıkıyor, orjinal mekanları fashionandgustoblog takipçileriyle paylaşıyor. Bir vintage tutkunu/nostalji sever olan Büşra, Antwerp'den vintage dükkanlarını da tavsiye etmeyi unutmuyor. Vintage tutkunlarına duyurulur!
Büşra'nın favorileriyle Belçika'nın hip şehri "Antwerp" karşınızda.
Büşra'nın favorileriyle Belçika'nın hip şehri "Antwerp" karşınızda.
Antwerp'de havalar
nasıl*
Şu sıralar bir gün sonbaharın hafif serinliği, bir günse kışın dondurucu soğuğunu hissettirecek kadar dengesiz. Yağmuru meşhur bir şehir
olduğu için gün içerisinde yağmura yakalanma olasılığınız ise epey fazla.
3 Kelimeyle Antwerp*
Moda,Rubens ve Elmas.
(Antwerp; modanın,elmasın ve elmas ticaretinin ayrıca ressam Rubens’in şehri olduğu için bu
muhteşem üçlü Antwerp’i anlatmaya yetecek kadar önemli)
Antwerp'de yapmaktan
keyif aldığın 3 şey*
*En meşhur caddesi olan Meir’ın başından sonuna dolaşmak. Öyle
seviyorum ki... Nereye gidecek olursam olayım, yolumu hep oradan geçecek şekilde planlıyorum.
*Avrupa'nın en büyük 4.limanına sahip olarak gösterilen Antwerp'te
Schelde nehrine karşı oturup nehirle gökyüzünü bütünleştiren griliği izlemek.
*Antwerp; bir şehir için azımsanmayacak sayıda müze ve doğal parklara
sahip bir şehir. Boş zamanlarımda müze ve doğal parkları keşfedip, fotoğraflamak kendimi en iyi hissettiren etkinliklerden birisi.
Antwerp'de favori
adreslerin*
Cafe de Proff
Hemen hemen tüm etkinliklere ev sahipliği yapan atmosferi
hoş, kendi küçücük ve daima kalabalık kafe-bar. Dans etmek için ideal adreslerden
biri.
Belgaufra
Antwerp'te Waffle için favori adresim. Meir'da yer alan bu adresten Waffle’ınızı alıp bir taraftan mağaza vitrinlerine göz atabilirsiniz.
Frituur n1
Flamanların patates kızartmasına verdikleri isim “Frituur” Nerdeyse
her köşede Frituur satan bir dükkan ya
da araba görmeniz mümkün. Benim favorim ise Frituur n1.Gerçekten bu konuda bir
numara olduklarını düşünüyorum.
En sevdiğim ve her gittiğimde saatlerce dolaştığım vintage
mağazası. Aynı zamanda birkaç şubesi daha var.Dizaynı harikulade. Müdavimleri ise
oldukça fazla.
Fish and Chips
Başarılı bir sanat galerisi. İçerisinde 2.el eşyalar bulunuyor. Pasajı andıran bir
görüntüye sahip. Kıyafetlerden dekor,aksesuar eşyalarına kadar her şeyi
bulabileceğiniz bir mağaza.
Kloosterstraat
Eğer ilginizi antikacılar, ikinci el mobilyalar ve ev
eşyaları çekiyorsa en uygun adres. Cadde boyunca antikacı ve ikinci el mobilya
eşyaları satan dükkanlar var. Bana ilk bakışta Çukurcumayı hatırlatmıştı. Çok
uygun fiyata antika eşyalar bulabileceğiniz bir cadde.
St-Andries
ModeNatie binası ve
barındırdığı MOMU(moda müzesi)burada yer alıyor. Çok uygun fiyata, sürekli
konseptini değiştiren müzeyi gezmeniz mümkün.
Akoote
En sevdiğim tasarım dükkanlarından biri. İçinde ilginç ev
eşyaları ve hediyelik eşyalar var.
Kop Stratje
Grafitilerle dolu eğlenceli,Antwerp’in renkli adreslerinden
biri.
Antwerp'den önerebileceğin bir müzik grubu ya da sanatçı var mı*
Clouseau,isimli bir grup. Canlı dinleme şansım olmasa da
sevdiğim bir grup. Şarkıları Belçika’nın bu bölgesinde konuşulan
“Flemenkçe” dilinde. -Afscheid Van Een Vriend- isimli şarkıları favorim. Her ne
kadar ne anlatmak istediklerini tam olarak anlamasanız da biraz translate
biraz da şarkının hüzünlü tınısından veda şarkısı olduğunu
anlayabiliyorsunuz.
www.youtube.com/watch?v=LJMWyXxyX_g
Antwerp’i neden tavsiye edersin*
Eğer yolunuz Belçika’ya düşecekse Antwerp’i hiç düşünmeden
rotanıza eklemelisiniz. Şayet modayı,sanatı,çikolatayı,birayı seviyorsanız
burada keşfedebileceğiniz ve güzel vakit geçirebileceğiniz çok fazla
alternatifiniz var. Şehrin mimari dokusuna tren istasyonundan itibaren
hayran kalmaya başlayacaksınız.

Büşra'nın Antwerp'ı.

Büşra'nın Antwerp'ı.
6 Şubat 2014 Perşembe
Sıradışı Sanatlar#2
Londra Saatchi Gallery'de canlı canlı görme şerefine nail olduğum sıradışı bir sanatla karşınızdayım.
Ama isterseniz sizi önce bu güzide ve ilginç eserin sahibi-sanatçısıyla tanıştırayım. Yuken Teruya Okinawa-Japonya'da doğmuş, ilk kişisel sergisini 1995 yılında Ann Gallery Saitima Japonya'da açmış bir sanatçı. New York ve Okinawa tabanlı sanat hayatını sürdüren, 1995 yılından 2012 yılına kadar çeşitli işler üretmiş yaratıcı bir isim. Ama en dikkat çeken eseri -kuşkusuz- Louis Vuitton, Chanel, Givenchy gibi lüks moda markalarının karton torbalarından yaptığı ağaçlar (Golden Arch Parkway) projesi.
Şiirsel bir dönüşümle yarattığı eserinde, izleyenleri bambaşka bir perspektiften bakmaya davet eden sanatçının işlerindeki çevresel duyarlılık gözden kaçmamalı.Ben sanatçının eserlerini çok beğendim, pek de meraklandım-"Yuken Teruya'nın işlerini takibe almalı" dediyseniz adres:
3 Şubat 2014 Pazartesi
Portre: Erik Satie
Şubat ayına yeni bir bölümle başlıyoruz. Bu bölümde bana ilham veren-hayat hikayeleri-eserleriyle etkileyen isimlerle tanışacak, ilginç anektodlarla bu isimleri tanıyacaksınız.
Portre'nin ilk konuğu Fransız besteci-piyanist Erik Satie.

Erik Satie'nin Gnossienne melodileriyle tanıştığım an NTV'nin kült programı Gece Gündüz'ün açılışı müziği sayesinde olmuştu. Ardındansa aynı melodi Martin Scorcese'nin yönettiği Hugo filminde karşıma çıktı tekrar. Ve o filmle birlikte Erik Satie'yi araştırmaya/tanımaya başladım. Hayli ilginç bir yaşam öyküsü.
***
Şimdi sizinle de tanıştıracağım Erik Satie'yi.
Ama önce her dinleyişimde beni etkileyen melodilere sahip Gnossienne No.1 ile başlayalım.
Bir merakla peşinden gittiğim Erik Satie'nin hayat hikayesini okuduğumdaysa ilginç dipnotlar yakaladım. Mesela Satie dinlediğiniz Gnossienne No.1'i Paris Büyük Sergisi'nde duyduğu Rumen pop müziği ve Endonezya vurmalı çalgılar Topluluğu'nun yaptığı müzikten etkilenerek Gnossiennes bestelemiş.
Erik Satie enteresan bir karakter -ki müzik dünyasına bir yenilik getirmiş, müzikte "mizahın babası" olarak anılıyor günümüzde de. Bu da bestelerine verdiği "dişi ağrıyan bülbül,armut biçiminde parça" gibi isimlerden dolayı.

Portre'nin ilk konuğu Fransız besteci-piyanist Erik Satie.

Erik Satie'nin Gnossienne melodileriyle tanıştığım an NTV'nin kült programı Gece Gündüz'ün açılışı müziği sayesinde olmuştu. Ardındansa aynı melodi Martin Scorcese'nin yönettiği Hugo filminde karşıma çıktı tekrar. Ve o filmle birlikte Erik Satie'yi araştırmaya/tanımaya başladım. Hayli ilginç bir yaşam öyküsü.
***
Şimdi sizinle de tanıştıracağım Erik Satie'yi.
Ama önce her dinleyişimde beni etkileyen melodilere sahip Gnossienne No.1 ile başlayalım.
Bir merakla peşinden gittiğim Erik Satie'nin hayat hikayesini okuduğumdaysa ilginç dipnotlar yakaladım. Mesela Satie dinlediğiniz Gnossienne No.1'i Paris Büyük Sergisi'nde duyduğu Rumen pop müziği ve Endonezya vurmalı çalgılar Topluluğu'nun yaptığı müzikten etkilenerek Gnossiennes bestelemiş.
Erik Satie enteresan bir karakter -ki müzik dünyasına bir yenilik getirmiş, müzikte "mizahın babası" olarak anılıyor günümüzde de. Bu da bestelerine verdiği "dişi ağrıyan bülbül,armut biçiminde parça" gibi isimlerden dolayı.
Hayatı boyunca gariplikleri ile anılmış hep. Ölümünden sonra gardırobunda bulunun birbirinin aynı 12 kadife takım elbise, düzinelerce şemsiye ve birbirine eş 84 mendil uzun süre müziğinden daha çok konuşulmuş Kadifeli Centilmen.
Müzik dünyasının ilgisinin onun garip kişiliğinden, eserlerine yönelmesi 1948'de ABD'de bir üniversitede gerçekleşen Satie Festivali ile mümkün oldu. Bu festivali organize eden Amerikalı besteci John Cage, Satie'nin Vexations adlı eserini duymuştu ve 1963'te New York'ta 10 piyanistin 2 saatlik nöbetlerle piyano çalması ile eser seslendirildi. Bu deneyimden sadece John Cage değil, Yoko Ono ve John Lennon da çok etkilenmişti ve kendi ifadelerine göre 1968 yılında Vietnam Savaşı'nı protesto için hafta boyunca kendini hapsetme protestosunu Vexations deneyiminden esinlenerek gerçekleştirdiler.
***
Melodileriyle-besteleriyle pek çok insanı etkileyen ve etkilemeye devam eden Erik Satie'nin bende yeri özel olan Gymnopédie No.1'i ile sonlandıralım Erik Satie portresini.
Müzik dünyasının ilgisinin onun garip kişiliğinden, eserlerine yönelmesi 1948'de ABD'de bir üniversitede gerçekleşen Satie Festivali ile mümkün oldu. Bu festivali organize eden Amerikalı besteci John Cage, Satie'nin Vexations adlı eserini duymuştu ve 1963'te New York'ta 10 piyanistin 2 saatlik nöbetlerle piyano çalması ile eser seslendirildi. Bu deneyimden sadece John Cage değil, Yoko Ono ve John Lennon da çok etkilenmişti ve kendi ifadelerine göre 1968 yılında Vietnam Savaşı'nı protesto için hafta boyunca kendini hapsetme protestosunu Vexations deneyiminden esinlenerek gerçekleştirdiler.
***
Melodileriyle-besteleriyle pek çok insanı etkileyen ve etkilemeye devam eden Erik Satie'nin bende yeri özel olan Gymnopédie No.1'i ile sonlandıralım Erik Satie portresini.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

